Her insan bir âlemdir. Her insanin kabiliyetlerini de-gistirmesi farkli farklidir. Tabiri caizse, insanin ka-biliyetleri için eksi sonsuzdan, arti sonsuza dogru me-safeler mevcuttur. Büyük insan, kabiliyetlerini müspet yönde gelistiren insandir.
Merhum Nasrettin Hoca'dan, çok konusan, ancak cimri olan biri ögüt ister. Hocamiz ona: Açik olani ka-pat, kapali olani aç. tavsiyesinde bulunur. Hz. Mev-lânâ da: Agzini kapa ve altin dolu avcunu aç. Ceset hasisligini birak ve cömertligi iltizam et. diyerek uyarir.
Bu cömertlik cennet servisinin bir dalidir. O dali avcundan birakmis olanin vay haline!
Cömertlik dali, seni yükseklere çekerek kökünün oldugu yere (yani cennete) kadar götürür.
Burada su hadis-i serife telmih\isaret vardir:
Cömertlik, dallari dünyaya sarkmis cennet agaçla-rindan bir agaçtir. Kim o dallardan birine yapisirsa, o dal onu cennete götürür. Cimrilik de, dallari dünyaya sark-mis cehennem agaçlarindan bir agaçtir. Kim o dallardan birine yapisirsa, o dal onu cehenneme götürür. (1)
Cömertlik; can olmak, canlanmak, canlandirmak, can bulmaktir. Candan dost olabilmektir.
Cömert, Allah'a yakin, insanlara yakin, cennete yakindir. Cehennemden ise uzaktir. Cimri ise, Allah'tan uzak, insanlardan uzak, cennetten uzaktir. Cehenneme ise yakindir. Cömert olan cahil, Allah'a cimri abidden daha sevimlidir. (2)
Sâdi merhum:Malin zekâtini çikarip ver; çünkü bahçivan asmanin fazlasini budayinca daha fazla üzüm verir! der.
Allah mü'minlerden canlarini ve mallarini cennet karsiliginda satin alir. (9 Tevbe, 111) âyeti mûcibince, malindan ve nefsinden fedakarlik eden kimse, Rabbimizin vaadi ile cenneti bulacaktir. Iste bu alisveristir ki bir gül verip, bir gül bahçesi almak gibidir. Hz. Mevlânâ'nin ifadesiyle:
Cenab-i Hak, bir tanenin karsiligi olmak üzere yüzlerce agaçlik, bir habbenin bedeli olarak yüzlerce maden ihsan eder.
Asil Tehlike: Içimizdeki Yoksulluk
Yoksulluk, 'yok'u ve 'yokluk'u ifade eder. Yoksul-luk sadece insanin maddî nesne ya da araçlardan yoksun olmasi anlamina gelmemektedir. Ancak günümüzde sosyal bilimlerde yoksulluk kavrami, çogu kez ekonomik (maddî) boyutuyla, yani dar an-lamiyla ele alinmakta; maddî yetersizlik veya güç-süzlük olarak tanimlanmaktadir. Iç (manevî) yok-sunluk veya yoksulluk gündemde tutulmamaktadir. Söz konusu tanimla, biyolojik ihtiyaçlarin insani tek basina mutlu edebilecegi anlayisi vurgulanmaya çalisilmaktadir.
Günümüzde yoksullugu tanimlarken mana yö-nünü, iç yoksunlugunu ele alan tanimlarin öne çi-kartilmasi gerekmektedir. Zira yoksullugu önleme veya tüketmenin yollarindan biri, insanin iç dün-yasinin, manevî duygularinin beslenmesi, zengin-lestirilmesidir. Çünkü paylasma, dayanisma, sevgi, sefkat, merhamet, infak, sadaka duygulari olmadan yoksulluk tüketilemez.
Iç dünyasi ihmal edildiginde insan doymaz, için-deki yoksulluk tükenmez, Allah Rasûlü'nün ifa-desiyle: Bir vadi dolu altini olsa, ikincisini, ikincisi olsa üçüncüsünü ister... (3)
Açgözlülükten sakin. Çünkü açgözlülük pesin bir fakirliktir. (4)
Su mal caziptir, tatlidir. Kim onu hak ederek alir-sa (helalinden kazanirsa) kendisi için mübarek\be-reketli kilinir. Kim de onu açgözlülükle elde ederse bereketini görmez. Bu kisi yeyip de doymayan kisiye benzer. Veren el, alan elden üstündür. (5)
Aslinda hirs duygusuyla insan kendini bitiriyor, gönlünü çoraklastiriyor, vicdanini kurutuyor, insanlik haysiyetinde asinmalar oluyor, çevresiyle vs. iliskileri iflas ediyor, sosyal denge bozuluyor. Manevî açidan yoksun olanlar, maddeyi asamayanlar ya da kontrol altinda tutamayanlar, belirli bir zaman sonra onun altinda ezilip yok olmaya mahkûm oluyorlar. Halbuki esya ve madde hiçbir zaman gaye degil, hayatimizi devam ettirebilecegimiz bir vasitadir.
Sâdi'nin ifadesiyle:
Mal, ömrün huzur ve asayisi içindir; ömür, mal toplamak için degildir.
Çagimizin insanini müflislikten kurtarmak için acilen manevî zenginligi gündemimize almaliyiz.
Manevî Zenginlik Nedir?
Manevî zenginlik; insan oldugunun farkina varma, içimizdeki güzellikleri paylasma, Yaradan'i ile irtibatini güzellestirme, Allah'a muhtaç oldugunu unutma-madir. Zira; Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaç-siniz. Zengin ve övgüye layik olan O'dur! (35 Fatir, 15) Allah zengindir, siz fakirsiniz. (47 Muhammed, 38)
Gerçek zenginlik mal çoklugu degil, gönül tok-lugu/zenginligidir. (6)
Hz. Peygamber (s.a.v.) ile Ebu Zer (r.a.) arasinda geçen su diyalog asil zenginligi ortaya koymaktadir.:
- Ey Ebu Zer! Malin çokluguna sen zenginlik mi diyorsun?
- Evet, dedi.
- Malin azligina fakirlik mi diyorsun?
- Evet.
Hz. Peygamber bunu üç kere söyledi. Sonra söyle buyurdu:
- Zenginlik kalpte olur, fakirlik de kalpte olur. Kal-binde zengin olan kimseyi dünyadaki mal zengin et-mez, ancak kendini cömert yapar. (7)
Çok seyi olan degil, çok veren zengindir!
Bir mi Büyük, Yüz Bin mi?
Ebu Hureyre (r.a.) anlatir: Rasûlullah (s.a.v.) söyle buyurdu:
- Yerine göre bir dirhemin degeri, yüz bin dirhemin degerini geçer. Bunun üzerine:
- Nasil olur ya Rasûlallah! dediler. Rasûlullah (s.a.v.):
- Iki dirhemi olup da bunun birini tasadduk eden bir adami düsünün, bir de bol serveti olup da onun bir ucundan yüz bin dirhemini tasadduk eden birini düsünün
buyurdu. (8)
Hadisten anlasildigina göre sadakanin degeri, çokluguna veya azligina göre degil, verenin durumuna göre degisir. Iki dirhemi olan birini verdigi takdirde malin yarisini ve en iyisini vermis olur, müfakati da tabi buna göredir.
Hasat yapabilmek için önce tohumlari ekmek gerekir. Ne ekersek onu biçeriz. Ihtiyaç sahiplerine tepeden bakmamak gerekir.
Sa'd, Peygamber (s.a.v.)'in ashabinin fakirlere karsi kendisinde bir üstünlük görüyordu. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) söyle buyurdu: Allah bu ümmete, zayiflarin, güçsüzlerin dualari, namazlari ve ihlaslari sebebiyle yardim eder. (9)
Ebud Derda (r.a.) anlatiyor: Rasûlullah (s.a.v.)'in söyle buyurdugunu duydum:
Bana zayif, fakir getirin, onu memnun edeyim. Zira siz, zayiflariniz vasitasiyla riziklanirsiniz ve yar-dim görürsünüz. (10)
Sözün özü: Baskasini sevindirerek sevinme, paylasma ahlâkinin geregidir. Verme mutlulugunu ancak manevî açidan zengin olanlar tadabilir. Ver-mek azaltmaz, arttirir; vermek tüketmez, çogaltir. Hayir ve iyilik yapmak, iman-amel bütünlügünün göstergesidir. Çünkü sadaka veren kisi, imanî tasdi-kini malindan vererek ispatlamis olmaktadir. Dü-sünelim: Ihtiyaç sahipleri gelip bizi buluyor, ya biz onlari bulmak zorunda kalsaydik, isimiz daha zor olmayacak miydi? Öyleyse firsatlari kaçirmayalim.
Ne oluyor size ki, Allah yolunda harca-miyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirasi Allah'indir
(57 Hadid, 10)
1-) Münavi, Feyzu'l-Kadir, 4/138 (4803).
2-) Tirmizi, Birr 40 (2027).
3-) Müslim, Zekat 116, 119. Tirmizi, Menakib 32. Ahmed, Müsned, 5/117.
4-) Hakim, Müstedrek, 4/326. Münziri, Et-Tergib ve't-Terhib, 1/590, 4/247.
5-) Buhari, Humus 19, Cihad 37, Vesaya 9. Darimi, Zekat 20.
Ahmed, age., 4/93, 98.
6-) Buhari; Rikak 15. Müslim, Zekat 130. Tirmizi, Zühd 40. Ibni Mace, Zühd 9.
7-) Rudani, Cem'ul-Fevaid, 5/313 (9637). Heysemi, Mecmauz-Zevaid, 10/237.
8-) Nesai, Zekat 49. Münavi, age., 4/92.
9-) Buhari, Cihad 76. Nesai, Cihad 43.
10-) Nesai, Cihad 43, (3165).
|