 Hayrettin KARAMAN 26/05/09
Konya da kurulan, daha ziyade o çevrede hizmet vermekle beraber kanatlarını, kapılarını ufkunu daha ötelere, uzaklara, yadeller de açan, hayatlarını bu vakfa adamış gayretli başkanı ve hizmet erleri sayesinde hizmet çeşidini ve alanını devamlı genişleten Ribat Eğitim Vakfi'nın diğer hizmetleri üzerinde de değerlendirme yazılan yazılabilir, ama benim üzerinde durmak istediğim "yoksulları doyurma" hizmetidir. Bizim bir atasözümüz "Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar" diyor. Türkiye'de yeterli ve dengeli beslenme hakkından yararlanan insanımızın sayısı ne yazık ki nüfusun çoğu değil, azıdır. Yaşama hakkı evrensel bir insan hakkıdır; bu hakkı teorik olarak, kitap ve belgelerde tanımak yetmez; insanı yaşatmak için gerekli tedbirler alınmadıkça "yaşama hakkı" tanınmamış, çiğnenmiş sayılır.
Bizim kitabımız "Mallarımızda yoksun ve yoksul olanların, ihtiyacı yüzünden isteyenlerin haklan bulunduğunu" ilan ediyor; dikkat edilsin, "haklan vardır" diyor, "onlara lütufta bulunun, sadaka verin" demiyor, nafile yardımlar dışında, "insan yoksul ve ihtiyaç içinde ise ona borcunuzu verin" demiş oluyor. Biz topluluk olarak bu hakkı ödemediğimiz için, birileri yerken, birileri bakıyor; peki "Niçin kıyamet kopmuyor" denecek olursa, "Kopuyor da biz farkında olmuyoruz" diye cevap vermek gerekiyor; çünkü başımıza gelenlerin birçok manevi sebebi vardır, bunlar arasında ve belki başında geleni ise yoksun ve yoksulların dertleriyle ilgilenmemek, canı olan her varlığın ve başta insanın yeterli ve dengeli beslenme hakkına riayet etmemek, böyle bir vazifemizin olduğundan habersiz olmaktır.
Hassas bir mümin, vazifesi ve borcu olduğu için değil, her kemalin ve lütfün sahibi olan Allah'ın, kendi yolunda, kendi rızası için (fi sebîlillah) infakı teşvik ettiği, bunu yapanlardan razı olduğunu, onları mükâfatlandıracağını söylediği için bu infak vazifesine koşmalı idi; koşulmuyor, servet dağılımındaki büyük açık, derin uçurum devam ediyor, açlık ve ihtiyaç devam ediyor.Birçok insanı bu vebalden kurtarmak için erbab-ı gayrete düşen bir vazife de uygun kurum ve kuruluşlar vücuda getirerek ilgililere fırsat vermek, iman ve insanlık vazifesini yerine getirmelerini kolaylaştırmaktır. İşte Ribat Vakfı ve benzerleri bunu yapıyor, infak ile muhtaçların arasına köprü kuruyor, hem ihtiyacından fazlaya sahip olanları mesuliyetten kurtarıyor, hem de muhtaçlara yüz suyu döktürmeden, onların onurlarını incitmeden ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlıyor.
Günde 3000-4000 kişi, Ribat Eğitim Vakfı'nın Aşevi'nden sıcak yemek alıyor, evine götürüyor, çoluk çocuğu ile aile ortamında karınlarını doyuruyorlar. Vakıf bu işi gözü yumuk, rasgele de yapmıyor, başvurunları inceliyor, gerçek ihtiyaç sahibini buluyor, ihtiyaç devam ettiği sürece yardım da devam ediyor.Müslümanların en önemli vazifelerinden biri dini tebliğ etmek, dinin bilgisine, eğitimine ve hidayetine muhtaç olanlara bunları ulaştırmaktır. Tebliğin en etkili olanı, dinin değerlerini anlatarak değil, yaşayarak, uygulayarak, hayatin ve davranışların içinde göstererek yapılanıdır. Müslümanlar yüce dinimizin eşsiz değerlerini temsil ederek gösterdikleri, yaşayıp yaşattıkları takdirde hem ülkemizde dinimizin korunması ve yaygınlaşması sağlanacak, hem başka dinlerin hileli propagandalarının etkisi azaltılacak, hem de küçülen dünyada örnek müslüman topluluk (hayırlı ve örnek ümmet) başkalarının, ötekilerinin dikkatini çekecek, "terör ve sefaletle birlikte anılan" müslümanlar, dünyanın gıptasına ve övgüsüne mazhar olacaklardır.
Ribat Eğitim Vakfi'nı bu meşkûr hizmetinden dolayı tebrik ediyor, daha nicelerinin benzeri hizmetleriyle medeniyetimizin bu yönünü ihyada başarılı olmalarını temenni ediyorum.
|