HAYATI PAYLAŞMAK VE SADAKA
ANLAYIŞIMIZ
Yasir Ünlü

Allahü Teâlâ insanları huy-ahlâk, boy-pos, zen-gin-fakir, kadın-erkek olma yönleriyle farklı farklı yaratmıştır. Bazıları dünyada Allah(c.c.)'ın insan için hazırladığı her çeşit nimetten fazlasıyla pay alırken, bazıları da ilâhî hikmet gereği muhtaç durumda olur-lar. İnsanlar arasındaki dengesizlik gibi görünen bu durum, Allahü Teâlâ'nın zekat, sadaka, hayır ve hasenât, infak doğrultusunda verdiği ilâhî emirlerle düzene konmuştur. Onun için bir mü'min, yardıma ihtiyacı olan bir din kardeşi karşısında kayıtsız kala-maz. Onun kalıbında duyduğu sızıyı, kendi kalbinde hisseder. O kardeşinin ihtiyacını gidermek, yarasına merhem olmak için gerekli olan yardımı mutlaka yapar. Hayatı onunla paylaşır.
Sadaka Nedir?
Sadaka, Allah'ın emirlerine karşı yerine getirilen sadakatın açık bir nişanesi ve fiili bir şahididir. Sada-ka dünyada fakir ve yoksulun, ahirette ise sahibinin yüzünü güldürecek bir yardım ameliyesidir. Sadaka ilâhî rızayı kazanabilmenin ve ebedi hayatın saa-detine ulaşabilmenin merdivenidir. Sadaka, veren kişinin imanına delildir. Çünkü sadaka, hem zekat hem infak hem de hayır hasenât manasına gelir. Bunları yerine getirmek de imandan kaynaklanır. Sevgi, şefkat, merhamet, yardım, çevreye karşı du-yarlılık, yetim, yoksul ve zayıf kimseleri korumak hep iman alametidir. Onun için Peygamberimiz (s.a.v.): "Sadaka burhandır.” (1) buyurmuştur.
İnsanın hayır yapması, sadaka vermesi için mut-laka zengin olması şart değildir. Zengin olsun fakir olsun ümmetin her ferdinin ümmete verebileceği bir sadakası, yapabileceği bir hayrı vardır. Allah (c.c.) rızası için yapılan her şey sadakadır. Güler yüz, tatlı dilden tutunuz da aile mutluluğuna katkıda bulun-mak düşünce ve niyetiyle, erkeğin sofrada hanımının ağzına vereceği bir kaşık çorbaya varıncaya kadar her şey sadakadır.
Sadakanın Çeşitleri
Sadakanın yani Allahü Teâlâ'ya hamdini ve şük-rünü sunmanın pek çok yolu vardır. İnsanın iyi ni-yetle yaptığı her davranış bir sadaka sayılmakta ve karşılığını mükafat olarak almaktadır. İki kişinin ara-sını bulmak, onlar hakkında hak ve adaletle hük-metmek, bir kimseye bineğine binerken yardım et-mek veya yükünü bineğine yüklemesine yardımcı ol-mak, güzel bir söz söylemek, namazı cemaatle kılmak amacıyla yürümek, gelip geçenleri rahatsız eden bir şeyi yoldan kaldırmak, zararı yok etmek sadaka olarak nitelendirilmiştir. (2)
Yine “Sübhanallah”,“Elhamdülillah”,“Lailahe illallah”,“Allahü Ekber” diyerek zikretmek, iyiliği em-retmek, kötülükten men etmek (3), namaz kılmak, oruç tutmak, haccetmek, karşılaştığı kimselere selam vermek, yol sorana yolunu tarif etmek, tükürük ve balgamı ortadan kaldırmak hatta eşiyle beraber olmak bile sadaka sayılmıştır. (4) İyilik yapmaya gücü yetmeyen kimselerin de başkalarına kötülük yapma-maya çalışması da sadaka olarak nitelendirilmiştir. (5) “Sadakaların en faziletlisi Allah (c.c.) yolunda kurulan bir çadırın gölgesi, Allah (c.c.) yolundaki bir mücahide verilen hizmetçi ve Allah (c.c.) yolunda bağışlanmış bir erkek devedir.” (6)
Ebu Zer (r.a.)'in rivayetine göre bir seferinde bazı insanlar Allah Rasülü'ne gelip: “Ey Allah'ın Rasülü! Zenginler bütün sevapları alıp götürüyorlar. Zira bizler gibi namaz kılıyor, bizler gibi oruç tutuyor ve ayrıca mallarının fazlasından da sadaka veriyorlar.” dediler. Peygamber (s.a.v.): “Allah (c.c.) size sadaka verme imkanı bahşetmedi mi (sanıyorsunuz)? Her tesbih sadaka, her tekbir sadaka, her tahmid sadaka, her tehlil sadakadır. İyiliği emretmek sadaka, kötü-lükten sakındırmak sadakadır. Hatta (her) birinizin eşiyle yatması bile sadakadır.” buyurdu. Bunun üze-rine oradakiler: “Ey Allah'ın Rasülü, cinsel arzusunu tatmin eden birine bundan da mı sevap var?” de-diler. Peygamber (s.a.v.): “Bu istek ve ihtiyacını ha-ram yoldan giderseydi, günah olmayacak mıydı? Helal ve meşru yoldan gidermesinde de elbette se-vap vardır.” buyurdu. (7)
Demek oluyor ki, müslümanın güzel ve samîmi bir niyetle yaptığı ameller sadaka kabul edilmekte ve sevap olarak karşılık görmektedir. Sadaka sevabı kazanamamanın bir bahanesi yoktur ve olamaz. Her halükârda sadaka yolu açıktır.
Sadaka Verilirken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Sadaka helâl, temiz ve iyi mallardan verilmelidir. Bozuk, döküntü ve değeri olmayan şeylerden veril-memelidir. Bu husus Rabbimiz tarafından şöyle ikaz edilir: “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve rızık olarak size yerden çıkardıklarımızın iyi-sinden, temizinden fakirlere verin. Ama de-ğersiz şeyleri vermeye kalkmayın.” (8)
Sadaka vermeye, muhtaç olan yakınlarımızdan başlamalı ve daima alan el olmak yerine, veren el olmayı tercih etmeliyiz. “Veren el, alan elden hayır-lıdır. Yardım etmeye, geçimini üstlendiğin kimse-lerden başla. Sadakanın hayırlısı, ihtiyaç fazlası mal-dan verilendir. Kim insanlardan bir şey istemezse, Allah (c.c.) onu kimseye muhtaç etmez. Kim de tok gözlü olursa Allah (c.c.) onu zengin kılar.” (9)
Sadaka, güç-kuvvet yeterken can boğaza gel-meden verilmelidir. İşi mirasçılara bırakmamalıdır. Unutulmamalı ki; "Ne verirsen elinle, o gider senin-le." “Güçlü kuvvetliyken, sıhhatin yerindeyken, cim-riliğin üzerinde, fakir düşmekten endişe etmektey-ken, daha büyük zengin olmayı düşlerken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. (Bu işi) can boğaza gelipte: “Falana şu kadar”, “Filana bu kadar” deme-ye bırakma. Zaten o mal varislerden şunun veya bu-nun olmuştur.” (10)
Sadakalar, hayatlarını Allah (c.c.) yoluna vak-feden, iffetlerinden dolayı dilenmeyen, imanları simalarından belli olan fakir mü'minlere verilmelidir. (11) Sadakaların gizlice verilmesi tavsiye edilmiştir. (12) Sadakanın gizli verilmesi hem veren, hem alan açısından iyidir. Verilen sadaka başa kakılmamalı ve fakire eziyet edilmemelidir. (13)
Sadakanın Faydaları
Sadaka malı bereketlendirir. “Her Allah (c.c.)'ın günü iki melek iner, bunlardan biri; “Allah'ım malını verene yenisini ver.” diye dua eder. Diğeri de “Al-lah'ım cimrilik edenin malını yok et.” diye beddua eder.” (14) Allah (c.c.) rızası için Allah (c.c.) yolunda verilen, infak edilen her malın yerine Allah (c.c.) yenisini mutlaka verir. (15) Sadakası verilen mal bereketlendirilir, büyütülür. (16) Bir lokma sadaka bir dağ kadar büyütülür. (17)
“…Sadaka, suyun ateşi söndürmesi gibi güna-hın azabını söndürür…” (18) Sadaka veren erkek ve kadınlar, Cenab-ı Hakk'ın affını ve mağfiretini el-de edeceklerdir. (19) Allah (c.c.) yolunda malını in-fak edene Allah(c.c.)'ın ihsanı büyük olacaktır. “Allah (c.c.) yolunda malını harcayana, harcadığı-nın yedi yüz misli ecir verilir.” (20)
Sadaka, verildiği kişiyi yapacağı bir takım kötü-lüklerden caydırabilir. Hırsızlık yapacak olanın hır-sızlığını, fuhşa düşecek olanın fuhşunu, adam öldü-recek olanın katilliğini engelleyebilir. (21) Sadaka en olumsuz ortamlarda bile bir ihsan ve lütuf sebe-bidir. Susuzluğun hüküm sürdüğü bir ortamda bah-çesinin öşrünü, sadakasını veren bir bahçe sahibi-nin ismi buluta “Falanın bahçesini sula!” denilerek emir verilmiş, özel olarak Cenab-ı Hakk'ın ihsan ve lütfuna mazhar olmuştur. (22)
Sonuç olarak; bolluk, bereket ve rahmeti yaşadı-ğımız şu mübarek ramazan günlerinde her birimi-zin ümmete yapabileceği bir iyilik, verebileceği bir sadaka, paylaşabileceği bir hayat vardır. Vermenin ve paylaşabilmenin zevkine erebilmek ümidiyle…

1- Müslim, Taharet 1.
2- Buhari, Sulh 11; Müslim, Zekat 56.
3- Müslim, Müsafirin 84.
4- Ebu Davud, Tatavvu 12, Edeb 160.
5- Riyazüssalihin 2/245 Erkam Yay.
6- Tirmizi, Fezailül Cihad 5.
7- Müslim, Zekat 53, Mesacid 142.
8- 2 Bakara, 267.
9- Buhari, Zekat 18; Müslim,
Zekat 94-97.
10- Buhari, Zekat 11; Müslim, Zekat 92.
11- 2 Bakara, 273.
12- 2 Bakara, 271.
13- 2 Bakara, 264.
14- Buhari, Zekat 27.
15- 34 Sebe', 39.
16- 2 Bakara, 276.
17- Buhari, Zekat 8.
18- Tirmizi, İman 8.
19- 33 Ahzab, 35.
20- Tirmizi, Fezailül
Cihad 4.
21- Buhari, Zekat 14.
22- Müslim, Zühd 45.